Blog Son Yayınlar

Bilişim Hukuku, Ceza Hukuku
By Av. Mustafa Kemal Batur / 21 Kasım 2017

Bilişim Dolandırıcılığı, İnternet Dolandırıcılığı ve Cezası

Yaşadığımız çağda internet dolandırıcılığı ve bilişim dolandırıcılığı ile internet üzerinden kredi kartı dolandırıcılıkları bir hayli yaygınlaşıyor. İnternet üzerinden yapılan işlemler eskiden çok uzun zamanımızı alan işlerin birkaç dakikada yapılmasına olanak vererek, işlerimizi kolaylaştırıyor. Fakat bununla birlikte bazı olumsuzluklar da gündeme geliyor. Kötü niyetli internet kullanıcılarının, internet üzerinde yapılan işlemlerin bıraktığı elektronik izleri takip etmesi ve bu bilgileri dolandırıcılık eylemlerinde kullanması, günümüzün en çok sorgulanan hukuki meselesi olmuş durumda.

 İnternet Dolandırıcılığı Nedir?

Gerek internet bankacılığı işlemlerinde gerekse internet üzerinden kredi kartları ve kişisel bilgiler girilerek yapılan her harcamada, elektronik ortamda bir iz bırakılır. Kötü niyetli bir kişi/hacker bu izi takip ederek, kişilerin banka bilgilerini ele geçirebilir. Elde edilen bu bilgiler, internet üzerinden dolandırıcılık yapmanın temelini oluşturur. Günümüzde internet siteleri her ne kadar sıkı önlemler alıyor olsalar da hacker adı verilen kişiler, bu alınan önlemleri aşmanın bir yöntemini buluyorlar. Böylelikle internette yapılan dolandırıcılık eylemleri her geçen gün daha da artıyor. Son zamanlarda fishing adı verilen internet dolandırıcılığı yöntemi gündeme gelmektedir. Buna göre internet bankacılığı kullanan kimselerin açıklarını çok kolayca değerlendiren hackerlar, internet üzerinden yapılan fatura ödemelerinde ve alışverişlerde iş başına geçiyorlar. Bu eylemi gerçekleştiren hacker, kartıyla ödeme yapmak isteyen kimse ile aynı anda hareket ederek, kişinin kart limitini anında doldurabiliyor. Bu dolandırıcılık eylemleri yaygınlaştıkça kanunlar da bunlar için çeşitli önlemler alıyor.    

İnternet Dolandırıcılığının Hukuki Yönü Nedir?

  İnternet dolandırıcılığı Türk Ceza Kanununa göre suç olarak değerlendiriliyor ve birtakım cezai yaptırımları içeriyor. Bilişim hukuku kapsamında değerlendirilen bu suçlar, Türk Ceza Kanununda 157. ve 158maddelerde değerlendirilmektedir. Buna göre internet dolandırıcılığı suçu, nitelikli suçlar kapsamında yer almaktadır. İnternet dolandırıcılığı suçları arasında, yalnızca kişilerin banka ve kredi kartı hesap bilgilerini çalmak yoktur. Kişilerin sosyal medya hesaplarını çalarak, bu hesapları suç teşkil edecek şekilde kullanmak da bulunmaktadır. Ancak bu suçlar, çalınan internet hesaplarının ne maksatla kullanıldığına göre, farklı niteliklerle değerlendirilmektedir. Örneğin, çalınan hesaptan bir terör örgütüne ilişkin propoganda yapılmakta ise bu, basit bir dolandırıcılık eyleminden çok daha ağır bir suçtur. Bu durumda bunu yapan kişi yakalandığında, dolandırıcılıkla birlikte terör suçuyla da yargılanacaktır. İnternet Dolandırıcılığının Cezası Nedir? İnternet dolandırıcılığı, diğer bir adıyla fishing eyleminde bulunan kimselerin yakalanması, ayrı bir sorun teşkil etmektedir. Bu kimseler kullandıkları programlar ile IP adreslerini ve onlara ulaşılmayı sağlayacak her türlü bilgiyi gizledikleri için yakalanmaları biraz zaman almaktadır. Bu kimselerin alacakları cezalar, yaptıkları eyleme göre değerlendirilmektedir. Ancak kanunlar uyarınca alacakları ceza, en basit haline göre 3 yıl hapis cezasından daha az olmayacaktır. Bu ceza işledikleri eylemin boyutlarına göre 7 yıla kadar varmaktadır. Ancak ağırlaştırıcı sebepler varsa fishing eylemlerinin cezası 7 yıldan daha fazla olabilmektedir.   Bu ceza hakkında detaylı bilgi için bize ulaşabilirsiniz.     Madde 157 - (1) Hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına bir yarar sağlayan kişiye bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası verilir.   TCK. MADDE 158 5237 S.lı Türk Ceza Kanunu MADDE 158 Nitelikli dolandırıcılık - (1) Dolandırıcılık suçunun; a) Dinî inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle, b) Kişinin içinde bulunduğu tehlikeli durum veya zor şartlardan yararlanmak suretiyle, c) Kişinin algılama yeteneğinin zayıflığından yararlanmak suretiyle, d) Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasi parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle, e) Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak, f) Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle, g) Basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle, h) Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında; kooperatif yöneticilerinin kooperatifin faaliyeti kapsamında, i) Serbest meslek sahibi kişiler tarafından, mesleklerinden dolayı kendilerine duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle, j) Banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla, k) Sigorta bedelini almak maksadıyla, l) (Ek: 24/11/2016-6763/14 md.) Kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle, İşlenmesi halinde, üç yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur. (Ek cümle: 29/6/2005 – 5377/19 md.; Değişik: 3/4/2013-6456/40 md.) Ancak, (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan hâllerde hapis cezasının alt sınırı dört yıldan, adli para cezasının miktarı suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz. (2) (2) Kamu görevlileriyle ilişkisinin olduğundan, onlar nezdinde hatırı sayıldığından bahisle ve belli bir işin gördürüleceği vaadiyle aldatarak, başkasından menfaat temin eden kişi, yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır. (3) (Ek fıkra: 24/11/2016-6763/14 md.) Bu madde ile 157 nci maddede yer alan suçların, üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında; suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde verilecek ceza bir kat artırılır.
Ceza Hukuku
By Av. Mustafa Kemal Batur / 20 Kasım 2017

Şantaj nedir, Şantaj suçu nedir, Şantaj cezası nedir?

Şantaj suçu, Türk Ceza Kanunu’nun 107. Maddesinde hürriyete karşı işlenen suçlar adı altında düzenlenmiştir. Tehdit suçunun özel bir şeklini, şantaj suçu oluşturur. Bir takım değerlere yönelen tehditler, şantaj suçu içinde değerlendirilir.

Hangi Hallerde Şantaj Suçu İşlenmiş Sayılır?

Şantaj suçu, Türk Ceza Kanunu m.107/1’e göre, hakkı olan veya yükümlü olduğu bir şeyi yapıp yapmayacağından yola çıkarak, bir kişiyi kanuna aykırı olarak yükümlü olmadığı bir şeyi yapmaya ya da yapmamaya veya haksız çıkar sağlamaya zorlamaktır. TCK’nın 107’maddesinin 2. Fıkrasına göre, kendisine veya bir başkasına fayda sağlamak amacı ile bir kişinin saygınlığına ve şerefine zarar verecek biçimde hususların açıklanacağı veya isnat edileceği tehditinde bulunulması durumunda, kişi suçu işlemiş olacağından, fail hakkında cezaya hüküm olunacaktır.

Şantaj Suçunun Cezası Nedir?

Şantaj suçunun nasıl cezalandırılacağı, Türk Ceza Kanunu m.107’de ‘Hürriyete karşı Suçlar’ başlığı altında belirtilmiştir. TCK’da bu ceza, 2 fıkra halinde düzenlenmiştir. Suç konusunu işlemiş kimseler hakkında, 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasına ve bunun yanı sıra 5 bin güne kadar adli para cezasına hükmolunur.

Türk Ceza Kanunu’nda Şantaj Suçunun Unsurları Nelerdir?

Türk Ceza Kanununun 107. Maddesinde, suçun iki farklı görünüş şekli ele alınmıştır. Şantaj suçunun birinci görünüş biçimi açısından suç oluşmasına neden olan maddi unsurlar, bir kişiyi kanun hükümlerine aykırı veya yükümlü olmadığı bir şeyi yapmaya ya da yapmamaya veya haksız çıkar ve menfaat sağlamaya zorlamaktır. Bu suç unsurunun oluşabilmesi için fail, hakkı olan veya hakkı olmayan ya da yükümlü olduğu bir şeyi yapacağına veya yapmayacağına dair beyanda bulunarak, mağdur olan kişinin iradesini etki altına sokmaktadır. Türk Ceza Kanunun 107/2 maddesinde yer alan suçun ikinci görünüş şekli olan suç da ise açıklanacağı ifade edilen konunun geçmişe yönelik olması gerekmektedir. Çünkü insanların şu an yaşamamış olduğu olaylar, kişilerin şeref ve saygınlığını etkilemeyecektir. Açıklanacağı ifade edilen hususun da, gizli ve bilinmesi ya da duyulması istenmeyen husular olması gerekmektedir. Şayet bilinen hususlar söz konusu ise, bu durumda şantaj suçu oluşmayacaktır.

Skype, Whatsapp, Youtube, Facebook, Instagram gibi Sosyal Medya ve Webcam gibi İletişim Araçları Yollarıyla Şantaj

Birçok suçun işlenmesinde, sosyal medya araçları veya iletişim araçları kullanılmaktadır. Özellikle Whatsapp gibi mesajlaşma alanları üzerinden yapılan sohbetlerin, başka alanlarda ilan edileceğine ilişkin mağdurdan çıkar sağlamak, çokça karşılaşılan bir durumdur. Aynı şekilde Whatsapp üzerinden tehdit günümüzde çokça karşılaşılan bir durum haline gelmiştir. Şantajın ispat edilmesi açısından, var olan delillerin toplanması ve bunların saklanması oldukça önemlidir. Şantaj mağduru olduğunu ispatlamak ve dava açabilmek için, bilgilerine ve görüntülerine ihtiyaç duyulacaktır. Özellikle konuşmaların ekran görüntüleri kaydedilmeli veya muhafaza edilmelidir. Suç unsurunun, sosyal medya araçları üzerinden işlenmesi, cinsel içerikli vs olması durumunda, mağdur olan kişiler mutlaka bir bilişim avukatından yardım almalıdırlar. Bu konuda akılda kalması gereken bir hususta, suçun mağduru hukuki bir önlem almadığı sürece şantaj devam edecek ve son bulmayacaktır. Bu ceza hakkında detaylı bilgi için bize ulaşabilirsiniz.   5237 S.lı Türk Ceza Kanunu MADDE 107 (1) Hakkı olan veya yükümlü olduğu bir şeyi yapacağından veya yapmayacağından bahisle, bir kimseyi kanuna aykırı veya yükümlü olmadığı bir şeyi yapmaya veya yapmamaya ya da haksız çıkar sağlamaya zorlayan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. (2) (Ek: 29/6/2005 – 5377/14 md.) Kendisine veya başkasına yarar sağlamak maksadıyla bir kişinin şeref veya saygınlığına zarar verecek nitelikteki hususların açıklanacağı veya isnat edileceği tehdidinde bulunulması halinde de birinci fıkraya göre cezaya hükmolunur.
Ceza Hukuku
By Av. Mustafa Kemal Batur / 17 Kasım 2017

Gasp nedir, cezası nedir? Yağma nedir, cezası nedir?

Yağma (gasp) Nedir ve TCK da Cezası ne kadardır?

Toplum güvenliğini sağlamak adına kanunlarla belirlenen birçok kural ve bu kuralların çiğnenmesi halinde karşılaşılan birtakım yaptırımlar bulunmaktadır. Yağma ve gasp suçu, toplumu tehdit eden suçların başında gelmektedir. Bu suçları işleyenlerin göreceği cezalar, suçun niteliği ve türüne göre bazı farklı uygulamaları içermektedir. Bu konuda uygulanan yaptırımlara geçmeden önce kanunda yağma ve gasp kavramlarının nasıl tanımlandığını bilmekte yarar var.

Yağma veya Gasp Nedir?

Yağma ve gasp sözcükleri aslında içerik itibariyle aynı eylemleri ifade etmektedir. Bu eylemler TCK'nın 148. ve 150. maddelerinde açıklanmaktadır. Buna göre yağma suçu, bir kimseye ait olan bir malı, onun rızası olmadan almak anlamına gelmektedir. Fakat yağma suçunu hırsızlıktan ayıran bir özellik vardır. Bir suçun yağma ya da diğer adıyla gasp olarak kabul edilmesi için, malı alınan kişiye cebir yani zorlama ve tehdit uygulanmış olması gerekmektedir.   Gasp suçuna konu olan mal, menkul bir maldır. Yani taşınabilen belli bir maddi değeri olan bir eşyadan söz edilmektedir. Bu kavrama göre gayrimenkul değerler yağma suçunun konusu olamazlar. Eğer bir kimseyi tehdit yolu ile gayrimenkul bir maldan uzaklaştırmak söz konusu olmuşsa, bu durumda kanunda başka tanımlar yapılmakta ve bunu yapan kişiye daha farklı yaptırımlar uygulanmaktadır.   Yağma suçunun işlenmesi, mağdur edilen kimsenin o malın zilyedi olmasını gerektirir. Zilyet kavramı, bir malın sahibi olmak, daha kanuni bir tanımla bir malın üzerinde fiili hakimiyet sahibi olmak anlamına gelmektedir. Buna göre bir evde yaşayan kimseler, o evde ortak olarak kullanılan eşyalar üzerine zilyetlik hakkına sahiptir. Dolayısıyla aynı evde yaşayan kimseler, bu ortak kullanımda olan eşyalarını alırsa, gasp suçu ortaya çıkmaz. Gasp suçu yalnızca taşınabilen ve maddi değeri olan malların alınmasıyla oluşabilir. Yani evdeki altınlar, para gibi değerler gasp suçunun konusudur.

Yağma Türleri Ve Yağma Cezası Nedir?

Yağma suçu, çeşitli eylemlerle uygulanır. Bu eylemin niteliğine göre de isim alırlar. Buna göre bu eylem, basit gasp veya yağma suçu ve nitelikli yağma suçu olarak iki kısımda incelenir. Basit gasp suçu, bir kimsenin gündüz vakti, kendisini herhangi bir biçimde gizleme ihtiyacı duymadan, herhangi bir silah kullanmadan gerçekleştirdiği gasp suçudur. Bu eylemi gerçekleştiren kişi, karşısındaki insana silah kullanmaksızın tehdit ve cebir yoluyla, bir malı gasp eder. Örneğin, senet gibi değerli evrakların yağmalanması, bu tür gaspçılığa örnek olarak gösterilebilir. Basit gasp suçunu işlemiş olan bir kimsenin cezası 6 yıl hapisten başlamaktadır. Belirtilen bu süre, kişinin gasp eylemini gerçekleştirdiği anda işlediği suçlara ve gasp ettiği malların değerine göre 10 yıla kadar yükselebilmektedir.   Diğer gasp suçu, nitelikli gasp suçudur. Bu işlenen suç, basit gasp suçuna göre çok daha ağır bir eylemdir ve cezası da buna göre şekillenmektedir. Nitelikli gasp suçu, bir silah kullanılarak işlenir. Bu silah ile kastedilen şey, bir kimseye zarar verebilecek olan ateşli silahlardan, sopa, taş ve hatta tırnak makası, kalem gibi objeleri dahi kapsayan bir kavramdır. Burada önemli olan şey, bu nesnelerin tehdit unsuru olarak kullanılmış olmasıdır. Nitelikli gasp suçunu işleyen kimse, kendisini tanınmayacak şekilde kamufle eder. Yani yüzüne bir maske takmak veya dışarıda tanınmasını engelleyecek herhangi bir kamuflaj kullanması, bu tanıma dahil olmaktadır. Bu suça dahil olan eylemler, yol kesmek ya da konut veya iş yeri gibi kapalı mekanlarda gaspta bulunmaktır. Bu suçu işleyenlerin cezası 10 yıldan başlamaktadır. Süre, eylemin işleniş biçimine göre, 15 yıla kadar yükselebilir.   Bize yağmayla ve gaspla ilgili ulaşabilirsiniz.     Madde 148 - (1) Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden ya da malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak, bir malı teslime veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılan kişi, altı yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Cebir veya tehdit kullanılarak mağdurun, kendisini veya başkasını borç altına sokabilecek bir senedi veya var olan bir senedin hükümsüz kaldığını açıklayan bir vesikayı vermeye, böyle bir senedin alınmasına karşı koymamaya, ilerde böyle bir senet hâline getirilebilecek bir kağıdı imzalamaya veya var olan bir senedi imha etmeye veya imhasına karşı koymamaya mecbur edilmesi hâlinde de aynı ceza verilir. (3) Mağdurun, herhangi bir vasıta ile kendisini bilmeyecek ve savunamayacak hâle getirilmesi de, yağma suçunda cebir sayılır.
Ceza Hukuku
By Av. Mustafa Kemal Batur / 16 Kasım 2017

Suç Delillerini Yok Etme, Gizleme Veya Değiştirme Suçu

Uygulamada delilleri karartma suçu olarak da bilinen suç delillerini karartma gizleme ve yok etme suçu TCK 281 ilgili maddeye göre gerçeğin ortaya çıkmasını engellemek amacı ile herhangi bir suçun delillerini yok eden, değiştiren, bozan veya silen kişi hukuki anlamda suçludur. 'Adliyeye karşı suçlar 'başlığı altında toplanmaktadır ve delil karartma olarak da bilinmektedir. Türk Ceza Kanununun 281. maddesinde düzenlenmektedir. Adaletin tecelli edebilmesine engel olunması gerekçesi ile adliyeye karşı yapılmış bir suç olarak kabul edilmektedir. Ceza muhakemesine bakıldığında bir suçun ispatlanması için delillerin olması gerekmektedir. Delil olmayan bir şeyin yok edilmesi, saklanması, değiştirilmesi suçun oluşması anlamına da gelmemektedir. Suçun ortaya çıkması için herhangi bir seçimlik hareketinin yapılmış olması yeterli sayılmaktadır. Suç delillerini yok etme, değiştirme ve silme suçun oluşmasına neden olmaktadır.  

 Suç Delillerini Yok Etme, Gizleme veya Değiştirme Suçunun Cezası

  Gerçeğin ortaya çıkmasını engellemek amacı taşıyarak bildiği bir suçun delillerini yok eden, silen veya değiştiren kişiye 6 aydan 5 yıla kadar hapis cezası uygulaması bulunmaktadır. Şahsın kendi işlediği bir suçu ya da iştirak ettiği bir suçla ilgili olarak ceza verilmesi gerektiğinde bu fıkra hükmüne dayanarak ceza verilmemektedir. Kamu görevlilerinin bu suçu işlemeleri durumunda verilecek olan ceza yarı oranında artışa uğramaktadır. Eğer kamu görevlisi görevi ile ilgili bağlantı olmadan başka bir suçun gizlenmesine, yok edilmesine ve değiştirilmesine den oluyorsa suçun cezasında temel şekil uygulanmaktadır.   Herhangi bir soruşturmanın yürütülmesi sırasında polis ya da jandarma gerekli olan delilin gizlenmesini sağlıyorsa ve suç delilinin yok ediyorsa suçun nitelikli şekli gerçekleşmektedir ve ceza oranı arttırılmaktadır.  

 Suç Delillerini Yok Etme, Gizleme veya Değiştirme Suçunun Yargıtay Kararı

Suç delillerini yok etme, gizleme ve değiştirme suçu nedeni ile yargılamaların yapılması için asliye ceza mahkemeleri görevlendirilmiştir. İnternet kullanımının çok yaygın olması ve teknolojinin gelişmesi artık suç işleme ve işlenen suçların delillerin gizlenmesi ve silinmesi kolayca yapılmaktadır. Suç delillerini gizleme suçuna yönelik olarak da pişmanlık hali düzenlenmiştir. Ceza indirimi yapılması konusunda da maddi ceza hukuku kurumu görevini yapmaktadır. Pişman olma ve iyi halden dolayı ceza indirimine gidilmektedir.   Bu ceza hakkında bize ulaşabilirsiniz.
Ceza Hukuku
By Av. Mustafa Kemal Batur / 16 Kasım 2017

Sigara Tütün Kaçakçılığı Suçu ve Cezası

Herhangi bir mali yükümlülük gibi sorumluluklar almadan ve gümrüğe tabi tutulmadan yurt içine sokulması veya yurt dışına çıkarılması gibi muhtemel işlemler sigara kaçakçılığı olarak bilinmektedir. Bir diğer ismi ile tütün kaçakçılığı olarak da geçen bu suç dahili ile 5607 sayılı kanun kapsamında mücadele edilmektedir. Burada suçlanacak olan kişi kanun karşısında yapacağı savunma içerisinde belli başlı bir takım kriterler de alınarak buna göre suç olup olmadığı ortaya çıkarılmaktadır. Örneğin üst limit olarak en fazla 200 paket kadar sigara kişisel kullanım olarak geçerli sayılırken 20 karton üzerinde kişisel olarak bulunan paketler ise sigara kaçakçılığı kapsamında suç teşkil etmektedir. Bir şekilde gümrüğe tabi tutulmaksızın yurt dışında ya da yurt içinde yapılacak olan kaçakçılık bünyesinde 3 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası verilmekte ve ayrıca 20 bin gün kadar adli para cezasına çarptırılmaktadır.

 Kaçak Sigara Taşıma ve Satın Alma Suçları (sigara kaçakçılığı)

Özellikle sigara kaçakçılığı suçu bünyesinde tüm farklı tütün mamullerinin piyasaya sunulması, satışlarının yapılması ya da taşınması ile birlikte satın alınması gibi durumlar suç teşkil etmektedir ve bu konuda 3 yıldan 6 yıla kadar da yine hapis cezası verilirken 10 bin gün kadar para cezasına yaptırılmaktadır. Özellikle üzerinde herhangi bir etiket ya da bandrol veya dalga gibi yasal mühürler bulunmayan tütün mamüllerini ticari amaç altında aktif hale getiren, farklı bir yere nakil eden veya bulunduran kişiler bu suçlara iştirak etmiş olarak sayılmaktadır. Aynı zaman da kasıtlı olarak değişik yerlerde satışlarını yapan kişiler de yine bu suça dahil edilmekte ve kaçakçılık ile aynı cezaları almaktadır.    

Örgüt Halinde Sigara Kaçakçılığı

Sık bir biçimde bir araya gelerek en az 3 kişi ile oluşturulan ve sigara kaçakçılığı, tütün kaçakçılığı yapan kişiler örgüt olarak sayılmaktadır. Burada eğer örgüt halinde bir tütün kaçakçılığı gerçekleştirildiği anlaşılır ise o zaman kişisel olarak verilen cezalar 2 katına çıkarılmaktadır. Yasal olmayan yollardan ve herhangi bir amblem ya da bandrolü bulunmayan tütün mamülleri adına kaçakçılık yapıldığı anlaşıldığı takdirde kişisel ya da örgütsel olarak farklı derecelerde sigara kaçakçılığından cezalandırılmalar yapılmaktadır.   Sigara kaçakçılığı suçu hakkında bize ulaşabilirsiniz.     31 Mart 2007 CUMARTESİ Resmî Gazete Sayı : 26479 KANUN KAÇAKÇILIKLA MÜCADELE KANUNU Kanun No. 5607 Kabul Tarihi : 21/3/2007 BİRİNCİ BÖLÜM Amaç ve Tanımlar Amaç MADDE 1 – (1) Bu Kanunun amacı, kaçakçılık fiilleri ve yaptırımları ile kaçakçılığı önleme, izleme, araştırma usûl ve esaslarını belirlemektir. Tanımlar MADDE 2 – (1) Bu Kanunda yer alan; a) Gümrük vergileri: Gümrük idaresi veya başka idarelerce, eşyanın ithali veya ihracına bağlı olarak uygulanan vergiler ile diğer malî yükümlülükleri, b) Gümrüklenmiş değer: Uluslararası kıymet sözleşmesine göre belirlenecek; ithal eşyası için eşyanın CIF kıymeti ile gümrük vergileri toplamını, ihraç eşyası için FOB kıymeti ile gümrük vergileri toplamını, ifade eder. İKİNCİ BÖLÜM Kaçakçılık Fiilleri Suçlar ve kabahatler MADDE 3 – (1) Eşyayı, gümrük işlemlerine tâbi tutmaksızın Türkiye’ye ithal eden kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Eşyanın, belirlenen gümrük kapıları dışından Türkiye’ye ithal edilmesi halinde, verilecek ceza üçte birinden yarısına kadar artırılır. (2) Eşyayı, sahte belge kullanmak suretiyle gümrük vergileri kısmen veya tamamen ödenmeksizin, Türkiye’ye ithal eden kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. (3) Transit rejimi çerçevesinde taşınan serbest dolaşımda bulunmayan eşyayı, rejim hükümlerine aykırı olarak gümrük bölgesinde bırakan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. (4) Belli bir amaç için kullanılmak veya işlenmek üzere ülkeye geçici ithalat ve dahilde işleme rejimi çerçevesinde getirilen eşyayı, sahte belge ile yurt dışına çıkarmış gibi işlem yapan kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. (5) Birinci ilâ dördüncü fıkralarda tanımlanan fiillerin işlenmesine iştirak etmeksizin, bunların konusunu oluşturan eşyayı, bu özelliğini bilerek ve ticarî amaçla satın alan, satışa arz eden, satan, taşıyan veya saklayan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. (6) Özel kanunları gereğince gümrük vergilerinden kısmen veya tamamen muaf olarak ithal edilen eşyayı, ithal amacı dışında başka bir kullanıma tahsis eden, satan veya devreden ya da bu özelliğini bilerek satın alan veya kabul eden kişi, üç aydan bir yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. (7) İthali kanun gereği yasak olan eşyayı ithal eden kişi, fiil daha ağır bir cezayı gerektiren suç oluşturmadığı takdirde, iki yıldan altı yıla kadar hapis ve yirmibin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. İthali yasak eşyayı, bu özelliğini bilerek satın alan, satışa arz eden, satan, taşıyan veya saklayan kişi, aynı ceza ile cezalandırılır. (8) Antrepo veya geçici depolama yerlerindeki serbest dolaşımda bulunmayan eşyayı, gümrük idaresinin izni olmadan kısmen veya tamamen çıkaran veya değiştiren kişiye, eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı idarî para cezası verilir. (9) Geçici ithalat, dahilde işleme ve gümrük kontrolü altında işleme rejimi çerçevesinde ülkeye getirilen eşyayı, gümrük işlemlerini gerçekleştirmeksizin serbest dolaşıma sokan kişiye, eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı idarî para cezası verilir. (10) Genel düzenleyici idarî işlemlerle ithali yasaklanan eşyayı ithal eden kişiye, eşyanın gümrüklenmiş değerinin dört katı idarî para cezası verilir. Eşyanın değersiz, artık veya atık madde olması durumunda, idarî para cezası; dökme halinde gelen eşya için ton başına yirmibin Türk Lirası, ambalajlı gelmesi halinde kap başına dörtyüz Türk Lirası olarak hesaplanır. (11) İthali, lisansa, şarta, izne, kısıntıya veya belli kuruluşların vereceği uygunluk veya yeterlilik belgesine tâbi olan eşyayı, aldatıcı işlem ve davranışlarla ithal eden kişiye, eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı idarî para cezası verilir. Eşyanın değersiz, artık veya atık madde olması durumunda, idarî para cezası; dökme halinde gelen eşya için ton başına beşbin Türk Lirası, ambalajlı gelmesi halinde kap başına yüz Türk Lirası olarak hesaplanır. (12) İhracı kanun gereği yasak olan eşyayı Türkiye’den ihraç eden kişi, fiil daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde altı aydan iki yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. (13) Genel düzenleyici idarî işlemlerle ihracı yasaklanan eşyayı ihraç eden kişiye, eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı idarî para cezası verilir. İhracı, lisansa, şarta, izne, kısıntıya veya belli kuruluşların vereceği uygunluk veya yeterlilik belgesine tâbi olan eşyayı aldatıcı işlem ve davranışlarla ihraç eden kişiye, eşyanın gümrüklenmiş değerinin yarısı kadar idarî para cezası verilir. (14) İhracat gerçekleşmediği halde gerçekleşmiş gibi göstermek ya da gerçekleştirilen ihracata konu malın cins, miktar, evsaf veya fiyatını değişik göstererek ilgili kanun hükümlerine göre teşvik, sübvansiyon veya parasal iadelerden yararlanmak suretiyle haksız çıkar sağlayan kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Beyanname ve eki belgelerde gösterilen ile gerçekte ihraç edilen eşya arasında yüzde onu aşmayan bir fark bulunması halinde, sadece 27/10/1999 tarihli ve 4458 sayılı Gümrük Kanunu hükümlerine göre işlem yapılır. (15) Gümrük vergileri ödenmek suretiyle ihraç edilebilen eşyayı, gümrük işlemlerine tâbi tutmaksızın veya aldatıcı işlem ve davranışlarla gümrük vergileri kısmen veya tamamen ödenmeksizin Türkiye’den ihraç eden kişiye, eşyanın gümrük vergilerinin iki katı idarî para cezası verilir. (16) İhracatın, aracı şirket üzerinden gerçekleştirilmesi halinde, iştirake ilişkin hükümler saklı kalmak üzere bu madde hükümlerine göre ceza yaptırımı, imalatçı veya tedarikçi ihracatçılar hakkında uygulanır. Ancak bu Kanunun gerekli kıldığı nezaret görevini yerine getirmeyen aracı şirket yetkililerine, malın gümrüklenmiş değerinin yarısı kadar idarî para cezası verilir. (17) Onaltıncı fıkra hariç, bu maddede tanımlanan kabahatler, ancak kasten işlenebilir. (18) Yukarıdaki fıkralarda tanımlanan suçlar ile onuncu fıkrada tanımlanan kabahat fiilleri, teşebbüs aşamasında kalmış olsa bile, tamamlanmış gibi cezalandırılır. Nitelikli haller MADDE 4 – (1) Bu Kanunda tanımlanan suçların ve kabahatlerin, bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, verilecek ceza iki kat artırılır. (2) Bu Kanunda tanımlanan suçların ve kabahatlerin, üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır. (3) Bu Kanunda tanımlanan suçların, tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde veya yararına olarak işlenmesi halinde, ayrıca bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur. (4) Bu Kanunda tanımlanan suçların, kaçakçılık fiillerini önlemek, izlemek, araştırmak ve soruşturmakla görevli kişiler tarafından veya meslek ve sanatın sağladığı kolaylıklardan yararlanmak suretiyle işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır. (5) Bu Kanunda tanımlanan suçların ve kabahatlerin, belgede sahtecilik yapılarak işlenmesi halinde, ayrıca bu suçtan dolayı da cezaya hükmolunur. (6) Kaçakçılık fiillerini önlemek, izlemek ve araştırmakla görevli olup da bu Kanunda tanımlanan suçların işlenmesine kasten göz yuman kişi, işlenen suçun müşterek faili olarak sorumlu tutulur. (7) Kaçakçılık suçunun konusunu oluşturan eşyanın, Devletin siyasî, iktisadî veya askerî güvenliğini bozacak ya da çevre veya toplum sağlığını tehdit edecek nitelikte olması halinde, fiil daha ağır cezayı gerektiren bir suç oluşturmadığı takdirde, verilecek hapis cezası on yıldan az olamaz. Etkin pişmanlık MADDE 5 – (1) 3 üncü maddede tanımlanan suçlardan veya kabahatlerden birine iştirak etmiş olan kişi; resmî makamlar tarafından haber alınmadan önce, fiili, diğer failleri ve kaçak eşyanın saklandığı yerleri merciine haber verirse, verilen bilginin, faillerin yakalanmasını veya kaçak eşyanın ele geçirilmesini sağlaması halinde cezalandırılmaz. Haber alındıktan sonra fiilin bütünüyle ortaya çıkmasına hizmet ve yardım eden kişiye verilecek ceza üçte iki oranında indirilir. (2) Yedinci fıkrası hariç, 3 üncü maddede tanımlanan suçlardan birini işlemiş olan kişi, etkin pişmanlık göstererek, soruşturma evresi sona erinceye kadar suç konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı kadar parayı Devlet Hazinesine ödediği takdirde, hakkında, bu Kanunda tanımlanan kaçakçılık suçlarından dolayı verilecek ceza yarı oranında indirilir. Bu fıkra hükmü, mükerrirler hakkında veya suçun bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde uygulanmaz. Yolcu beraberinde getirilen kaçak eşya MADDE 6 – (1) Yolcuların, gümrük mevzuatına göre zatî ve hediyelik eşya kapsamı dışında olup beyanlarına aykırı olarak üzerlerinde, eşyası arasında veya taşıma araçlarında çıkan ya da başkasına ait olduğu halde kendi zatî eşyasıymış gibi gösterdikleri eşyanın gümrük vergileri, gümrük idarelerince iki kat olarak alınır ve eşya sahibine teslim edilir. (2) Söz konusu eşyanın gümrükten kaçırılmak amacına yönelik olarak saklanmış veya gizlenmiş olarak bulunması durumunda gümrük idarelerince eşyanın gümrük vergileri üç kat olarak alınır ve eşya sahibine teslim edilir. (3) Birinci ve ikinci fıkralarda belirtilen eşya, gümrük vergileri ödenmediği takdirde, gümrüğe terkedilmiş sayılır. (4) Yolcuların, beyanlarına aykırı olarak üzerlerinde, eşyası arasında veya taşıma araçlarında çıkan eşyanın ticarî mahiyette veya ithali veya ihracının yasak olması halinde 3 üncü madde hükümleri uygulanır. Deniz taşıtları MADDE 7 – (1) Hukuken geçerli bir mazereti olmadığı halde, izinsiz olarak gümrük bölgesine girerek sahile veya bir başka gemiye yanaşan geminin kaptanı, gemide yasak eşya ya da yükleme veya taşıma belgelerinde yer almayan eşya bulunması hallerinde, bu Kanundaki kaçakçılık suçuna ilişkin hükümlere göre cezalandırılır. (2) Yabancı ülkelerden geldiği halde geçerli neden olmaksızın, belgelerinin gösterdiği rota dışında Türkiye karasularında rastlanan gayrisafî ikiyüz tonilato hacminden aşağı taşıtların yüküne elkonulur. Yükü bulunmadığı halde, yükü olmadığını veya başka bir limana çıkarıldığını veya avarya olduğunu kanıtlayamayan gemi kaptan veya acentesine, tonilato başına yüz Türk Lirası idarî para cezası verilir. Tekerrür MADDE 8 – (1) Bu Kanundaki kabahatler dolayısıyla verilen idarî para cezasına ilişkin karar kesinleştikten sonra tekrar kabahat işlenmesi halinde tekerrür hükümleri uygulanır. (2) Tekerrür halinde, idarî para cezası yarı oranında artırılır. (3) İdarî para cezasının tamamen yerine getirilmesinden itibaren üç yıl geçtikten sonra işlenen kabahat açısından, önceki kabahat, tekerrüre esas teşkil etmez. (4) Tekerrüre esas alınacak idarî para cezaları hakkındaki kayıtların, Gümrük Müsteşarlığı bünyesinde tutulmasına ilişkin esas ve usûller yönetmelikle düzenlenir. ÜÇÜNCÜ BÖLÜM Usûl Hükümleri Arama ve elkoyma MADDE 9 – (1) Kaçak eşya, her türlü silâh, mühimmat, patlayıcı ve uyuşturucu maddelerin bulunduğundan şüphe edilen her türlü kap, ambalaj veya taşımaya yarayan diğer araçlar ile kişilerin üzerlerinde yapılacak arama ve elkoymalar, 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu uyarınca yerine getirilir. (2) Gümrük salonları ve gümrük kapılarında kaçak eşya sakladığından kuşkulanılan kişilerin üzeri, eşyası, yükleri ve araçları gümrük kontrolü amacıyla gümrük görevlilerince aranabilir. Yapılan arama sonucunda tespit edilen kaçak eşyaya derhal elkonulur. (3) Gümrük bölgesine, Gümrük Kanunu gereğince belirlenen kapı ve yollardan başka yerlerden girmek, çıkmak veya geçmek yasaktır. Bu yerlerde rastlanacak kişi ve her nevi taşıma araçları yetkili memurlar tarafından durdurulur ve kişilerin eşya, yük ve üzerleri ile varsa taşıma araçları aranır. Yapılan arama sonucunda tespit edilen kaçak eşyaya derhal elkonulur. Kaçak eşya naklinde kullanılan taşıta elkoyma MADDE 10 – (1) Bu Kanunda tanımlanan suçların işlenmesinde kullanılan taşıtlara, Ceza Muhakemesi Kanununun 128 inci maddesinin dördüncü fıkrası hükmüne göre elkonulur. (2) 13 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamına girmesi, Türkiye’de sicile kayıtlı olmaması ya da soruşturma ve kovuşturma devam ederken, kaçakçılık suçunun işlenmesinde tekrar kullanılması halinde, elkonulan araç alıkonulur. Sahibinin aracın değeri kadar teminatı alıkoyma tarihinden itibaren otuz gün içinde gümrük idaresine teslim etmesi halinde, araç sahibine iade edilir. Aksi takdirde, tasfiye idaresi tarafından soruşturma ve kovuşturma sonucu beklenmeksizin derhal tasfiye olunur. Tasfiyenin satış suretiyle gerçekleşmesi halinde, satıştan elde edilen gelirden taşıtın muhafaza edilmesi ve satışı için gerekli olan bütün masraflar karşılandıktan sonra kalan miktar, kovuşturma sonucuna göre işlem yapılmak üzere emanet hesabına alınır. (3) İkinci fıkra hükmünün uygulanmasındaki değerden, kara taşıtlarında kasko değeri; deniz taşıtlarında, tekne ve makine sigortasına esas teşkil eden değer; sigortasız taşıtlar ile hava ve demiryolu taşıtlarında ise piyasa değeri anlaşılır. Elkonulan eşyanın muhafazası MADDE 11 – (1) Kaçak şüphesiyle elkonulan eşya ile 10 uncu maddenin ikinci fıkrası gereğince alıkonulan her türlü taşıt ve araç; miktarı, cinsi, markası, tipi, modeli, seri numarası gibi eşyanın ayırıcı özelliklerini gösterir bir tutanakla gümrük idaresine teslim edilir. (2) Gümrük idaresi, kaçak eşya ve taşıtların muhafazası için gerekli görülen yerlerde depo temin eder. (3) 10 uncu maddenin ikinci fıkrası hükümlerine göre alıkonularak gümrük idaresine teslim edilen deniz taşıtları, teminatla teslim alınmaması halinde, muhafaza ve zorunlu bakım giderleri sahiplerince ya da donatanlarınca karşılanmak üzere gümrük idaresince belirlenen liman işletme müdürlüğüne teslim edilir. Masraflar, sahiplerince ya da donatanlarınca karşılandığı sürece, taşıtın tasfiyesi yoluna gidilmez. (4) Birinci ve üçüncü fıkralar uyarınca elkonulan her türlü eşya ve taşıma araçlarının muhafazası, depolanması, yüklenmesi, boşaltılması ve nakliyesi gibi nedenlerle yapılan masraflar, gümrük idaresince karşılanır. (5) Gümrük idaresinin bu madde gereğince ihtiyacı olan giderler, genel bütçenin ilgili tertibinden karşılanır. Yasak eşyanın geri gönderilmesi MADDE 12 – (1) Yabancı ülkelerden gelen yasak eşya, yükleme veya taşıma belgelerinde belirtilerek gümrüğe getirilirse, teminat altında ve gerekli güvenlik tedbirleri alınarak geldiği yere veya diğer bir ülkeye iade ve sevk olunur. (2) Kaçakçılık suçunun konusunu, toplum ve çevre sağlığı yönünden tehlikeli ve zararlı eşya ile atık maddelerin oluşturması halinde, ilgililer hakkında soruşturma işlemleri başlatılmakla birlikte, bunlar gümrük yetkilileri tarafından derhal getirildiği ülkeye iade edilir. Müsadere MADDE 13 – (1) Bu Kanunda tanımlanan suçlarla ilgili olarak 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun eşya ve kazanç müsaderesine ilişkin hükümleri uygulanır. Ancak kaçak eşya taşımasında bilerek kullanılan veya kullanılmaya teşebbüs edilen her türlü taşıma aracının müsadere edilebilmesi için aşağıdaki koşullardan birinin gerçekleşmesi gerekir: a) Kaçak eşyanın, suçun işlenmesini kolaylaştıracak veya fiilin ortaya çıkmasını engelleyecek şekilde özel olarak hazırlanmış gizli tertibat içerisinde saklanmış veya taşınmış olması. b) Kaçak eşyanın, taşıma aracı yüküne göre miktar veya hacim bakımından tamamını veya ağırlıklı bölümünü oluşturması veya naklinin, bu aracın kullanılmasını gerekli kılması. c) Taşıma aracındaki kaçak eşyanın, Türkiye’ye girmesi veya Türkiye’den çıkması yasak veya toplum veya çevre sağlığı açısından zararlı maddelerden olması. (2) Etkin pişmanlık nedeniyle fail hakkında cezaya hükmolunmaması veya kamu davasının düşmesine karar verilmesi, sadece suç konusu eşya ile ilgili olarak müsadere hükümlerinin uygulanmasına engel teşkil etmez. Mülkiyetin kamuya geçirilmesi MADDE 14 – (1) 3 üncü maddenin onuncu ve onbirinci fıkralarında tanımlanan kabahatlerin konusunu oluşturan eşyanın mülkiyetinin kamuya geçirilmesine karar verilir. Bu Kanunun arama ve elkoyma ile müsadereye ilişkin hükümleri, bu kabahatlerin işlenmesinde kullanılan veya kullanılmak üzere hazırlanan eşya ve taşıma araçları ile ilgili olarak da uygulanır. Kaim değer MADDE 15 – (1) Bu Kanunda tanımlanan suçlar ve kabahatler dolayısıyla müsadere veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımlarının konusunu oluşturan eşyanın kaim değerinden, bu eşyanın gümrüklenmiş değeri anlaşılır. Tasfiye MADDE 16 – (1) Bu Kanunda tanımlanan suçların veya kabahatlerin konusunu oluşturması dolayısıyla müsadere veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımlarının uygulanabileceği eşya, sahibine iade edilemez. Bu eşya, kamu davasının açıldığı tarihten itibaren bir yıl içinde kovuşturmanın sonuçlanmaması halinde derhal tasfiye edilir. Ancak eşyanın; a) Zarara uğraması, değerinde esaslı ölçüde kayıp meydana gelme tehlikesinin varlığı halinde üç gün, b) Muhafazasının ciddi külfet oluşturması halinde onbeş gün, içinde, eşyadan numune alınmasının mümkün olduğu durumlarda numune alınarak, mümkün olmaması halinde ise gerekli tespitler yaptırılarak, soruşturma evresinde hâkim, kovuşturma evresinde mahkeme tarafından tasfiyesine karar verilir. (2) Satılarak tasfiye edilen eşya veya taşıma araçlarının satış bedeli emanet hesabına alınır. Yargılama sonucunda; a) Tasfiye edilen eşya veya taşıma araçlarının, müsadere edilmeyip, iadesine karar verilmesi, b) Mülkiyetin kamuya geçirilmesi kararına konu teşkil eden eşyanın ilgilisine iadesine karar verilmesi, hallerinde; satış bedeli, satış tarihinden iade tarihine kadar geçen süre için yasal faizi ile birlikte hak sahibine ödenir. (3) Elkonulan eşyanın iadesine karar verilmesi halinde, bu kararların uygulanmasında yürürlükte olan gümrük ve dış ticaret mevzuatı uyarınca işlem yapılır. (4) Bu Kanunun uygulamasında tasfiye, tasfiye idaresi tarafından Gümrük Kanunu hükümlerine göre yapılır. DÖRDÜNCÜ BÖLÜM Çeşitli Hükümler Yetkili merciler MADDE 17 – (1) Bu Kanun hükümlerine göre idarî para cezasına karar vermeye Cumhuriyet savcısı, 14 üncü madde hükümlerine göre mülkiyetin kamuya geçirilmesine ise Cumhuriyet savcısının talebi üzerine, sulh ceza mahkemesi yetkilidir. Bu kararlara karşı, 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu hükümlerine göre kanun yoluna başvurulabilir. (2) Bu Kanun kapsamına giren suçlar dolayısıyla açılan davalar, Adalet Bakanlığının teklifi üzerine Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenen asliye ceza mahkemelerinde görülür. Ancak bu suçlarla bağlantılı olarak resmî belgede sahtecilik suçunun işlenmesi halinde, görevli mahkeme ağır ceza mahkemesidir. Davaya katılma MADDE 18 – (1) Bu Kanunda tanımlanan suçlar dolayısıyla açılan davalarda mahkeme, iddianamenin bir örneğini ilgili gümrük idaresine de gönderir. Başvurusu üzerine, ilgili gümrük idaresi açılan davaya katılan olarak kabul edilir. Kaçakçılığı önleme, izleme ve araştırmakla görevli olanlar MADDE 19 – (1) Mülkî amirler, Gümrük Müsteşarlığı personeli ile Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığına bağlı personel, bu Kanunla yaptırım altına alınan fiilleri önleme, izleme ve araştırmakla yükümlüdür. (2) Kaçakçılığı önleme, izleme ve soruşturmakla görevli olanlar, operasyon gerektiren kaçakçılık olaylarından haberdar olduklarında kanunî görevlerini yapmaya başlar ve aynı zamanda mahallin en büyük mülkî amirine de bilgi verirler. (3) Kaçakçılığı önleme, izleme ve soruşturmakla görevli olanların bu Kanun kapsamına giren suçlarla ilgili bilgi ve belge talepleri, kamu veya özel, gerçek veya tüzel kişilerce, savunma hakkına ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla eksiksiz olarak karşılanmak zorundadır. (4) Kaçakçılık olaylarını ihbar edenlerin kimlikleri, izinleri olmadıkça veya ihbarın niteliği haklarında suç oluşturmadıkça açıklanamaz. Bu kişiler hakkında tanıkların korunmasına ilişkin hükümler uygulanır. Tutanaklar MADDE 20 – (1) Kaçakçılık fiillerinin izlenmesine ilişkin tutanakların; a) Tarih, yer, düzenleyenlerin unvan ve isimleri, hâkim kararının tarih ve sayısı ile Cumhuriyet savcısının yazılı emri ile yapılması durumunda emrin tarih ve sayısını, b) Olay ve kanıtlarını, suç veya kabahat konusu eşya ve taşıma araçlarının ayrıntılı olarak türü, kapsamı, miktar ve nitelikleri ile nerede ve ne suretle el konulduklarını, c) İlgilinin kimlik, iş ve yerleşim yeri ile varsa ifadesini, kapsaması ve imza altına alınması gereklidir. (2) İşlemde hazır bulunan ilgililerce onanmak üzere tutanağın kendilerini ilgilendiren kısımları okunur veya okumaları için kendilerine verilir. Bu husus tutanağa yazılarak ilgililere imza ettirilir. İmzadan kaçınma halinde nedenleri tutanağa geçirilir. Kontrollü teslimat MADDE 21 – (1) Bu Kanun çerçevesinde yapılacak kontrollü teslimat işlemleri, 13/11/1996 tarihli ve 4208 sayılı Kanunun 10 uncu, 11 inci ve 13 üncü maddeleri hükümleri çerçevesinde Gümrük Müsteşarlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı tarafından yürütülür. Silâh kullanma yetkisi MADDE 22 – (1) Gümrük Kanunu gereğince belirlenen kapı ve yollardan başka yerlerden gümrük bölgesine girmek, çıkmak veya geçmek isteyen kişiye "dur" uyarısında bulunulmasına rağmen bu uyarıya uymaması halinde, havaya ateş edilmek suretiyle uyarı yinelenir. Ancak silâhla karşılığa yeltenilmesi ve sair surette meşru müdafaa durumuna düşülmesi halinde, yetkili memurlar saldırıyı etkisiz kılacak oranda doğrudan hedefe ateş edebilir. Memurların silâh kullanmalarından dolayı haklarında soruşturma ve kovuşturma açılması halinde, bağlı bulunduğu kurum tarafından avukat sağlanır ve avukatlık ücreti kurumlarınca karşılanır. (2) Kaçakçılığı önleme, izleme ve araştırmakla yükümlü olanlar, gümrük bölgesindeki her nevi deniz araçlarına yanaşıp yük ve belgelerini incelemeye yetkilidir. Görevlilerin yanaşmasına izin vermeyerek kaçan veya kaçmaya teşebbüs eden her nevi deniz araçlarına uluslararası deniz işaretlerine göre telsiz, flama, mors ve benzeri işaretlerle durması ihtar olunur. Bu ihtara uymayan deniz araçlarına uyarı mahiyetinde ateş edilir. Buna da uymayıp kaçmaya devam ettiği takdirde durmaya zorlayacak şekilde üzerine ateş edilir. İkramiyeler MADDE 23 – (1) Kaçak zannı ile eşya yakalanması halinde muhbir ve elkoyanlara aşağıdaki esas ve usûllere göre ikramiye ödenir. a) 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silâhlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunun 12 nci maddesine aykırılık suçlarından yakalanan silâh ve mermiler ile Türk Ceza Kanununun 174 üncü maddesine muhalefet suçlarından yakalanan maddelerin olay tarihine göre Milli Savunma Bakanlığınca her yıl belirlenen değeri esas alınarak, sahipli yakalanması halinde değerinin yüzde yirmibeşi kamu davasının açılmasını, yüzde yetmişbeşi ise mahkûmiyete ilişkin hükmün veya müsadere kararının kesinleşmesini takip eden üç ay içinde; sahipsiz yakalanmışsa yakalanan eşya değerinin yüzde ellisi müsadere kararının kesinleşmesini takip eden üç ay içinde, b) Uyuşturucu madde yakalamalarında, her türlü uyuşturucu maddenin birim miktarı için Bakanlar Kurulunca tespit edilecek sabit bir rakamın memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak değerinin, sahipli yakalanmış ise yarısı kamu davasının açılmasını, diğer yarısı mahkûmiyete ilişkin hükmün veya müsadere kararının kesinleşmesini takip eden üç ay içinde; sahipsiz yakalanmış ise tamamı müsadere kararının kesinleşmesini takip eden üç ay içinde, c) Bu maddenin (a) ve (b) bentlerindeki durumlar dışındaki ikramiye ödemelerinde, çıkış kaçağı eşyanın FOB, giriş kaçağı eşyanın CIF kıymeti esas alınır. Sahipsiz yakalanan eşyanın değeri, mahallin en büyük mülkî amirinin görevlendireceği Maliye Bakanlığı, Gümrük Müsteşarlığı ve sanayi ve ticaret odası temsilcilerinden oluşan üç kişilik heyet tarafından belirlenir. Kaçak eşya sahipli yakalanmışsa kıymetinin yüzde ellisi, sahipsiz yakalanmışsa yüzde yirmibeşi mahkûmiyete, etkin pişmanlıkta kamu davasının açılmamasına, eşyanın müsaderesine ya da mülkiyetinin kamuya geçirilmesine ilişkin kararların kesinleşmesini takip eden üç ay içinde, elkoyanların bağlı olduğu kurum bütçesinin ilgili tertibinden ödenir. (2) Dağıtılacak ikramiyenin yüzde ellisi muhbirlere, yüzde ellisi elkoyanlara verilir. İhbarsız yakalama olaylarında ikramiyenin tamamı elkoyanlara ödenir. Kaçakçılığı önleme, izleme ve soruşturmakla yükümlü olanlara muhbir ikramiyesi ödenmez. Elkoyma ikramiyesine, ancak kaçak eşyanın yakalanması eylemine bizzat ve fiilen katılan kaçakçılığı önleme, izleme ve soruşturmakla görevli olanlar hak kazanır. (3) Bu maddeye göre ödenecek ikramiyeler, damga vergisi hariç vergi, resim ve harca tâbi tutulmaz. (4) Bu madde gereğince elkoyanlara verilecek ikramiyenin tutarı olay başına (30000) gösterge rakamının, kamu davasının açılması, mahkûmiyet, müsadere ya da mülkiyetin kamuya geçirilmesi kararının kesinleştiği tarihteki memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutarı geçemez. Ancak bir yılda ödenecek ikramiye (120000) gösterge rakamının memur aylık katsayısıyla çarpımı sonucu bulunacak tutarı geçemez. (5) Müşterek operasyonlarda ve kontrollü teslimat uygulamalarında ikramiye ödenmesi ve ikramiye ödemelerine esas birim fiyatların tespitine ilişkin esas ve usûller ile bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer hususlar, Maliye ve Milli Savunma Bakanlıklarının görüşü alınarak, İçişleri Bakanlığı ve Gümrük Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir. Kriminal laboratuvar MADDE 24 – (1) Kaçakçılık fiillerinin önlenme, izlenme ve araştırılması çerçevesinde görev yapmak üzere Gümrük Müsteşarlığınca kriminal laboratuvarlar kurulur. Bu laboratuvarların çalışma usûl ve esasları Gümrük Müsteşarlığınca çıkarılacak yönetmelikle belirlenir. BEŞİNCİ BÖLÜM Geçici ve Son Hükümler Yürürlükten kaldırılan hükümler MADDE 25 – (1) 10/7/2003 tarihli ve 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu yürürlükten kaldırılmıştır. GEÇİCİ MADDE 1 – (1) Diğer kanunlarda mülga 7/1/1932 tarihli ve 1918 sayılı Kaçakçılığın Men ve Takibine Dair Kanun ile bu Kanunla yürürlükten kaldırılan Kaçakçılıkla Mücadele Kanununa yapılan atıflar, bu Kanuna yapılmış sayılır. GEÇİCİ MADDE 2 – (1) 21/12/2000 tarihli ve 4616 sayılı 23 Nisan 1999 Tarihine Kadar İşlenen Suçlardan Dolayı Şartla Salıverilmeye, Dava ve Cezaların Ertelenmesine Dair Kanun uyarınca davanın ertelenmesine karar verilmesi halinde, deneme süresinin dolup dolmadığına bakılmaksızın, elkonulan eşya derhal tasfiye edilir. GEÇİCİ MADDE 3 – (1) Gümrük idaresi, kaçak şüphesiyle elkonulan eşya ile 10 uncu maddenin ikinci fıkrası gereğince alıkonulan taşıt ve araçların muhafazası için 1/1/2009 tarihine kadar kaçak eşya depoları kurar veya mevcut depolardan kiralamak veya satın almak yoluyla yararlanır. Kaçak eşya depoları için gerekli olan giderleri karşılamak üzere Gümrük Müsteşarlığı bütçesine, yeterli ödenek konulur. (2) 11 inci maddenin ikinci fıkrasındaki depo ve tesisler temin edilinceye kadar, kaçak şüphesiyle elkonulan eşya ile 10 uncu maddenin ikinci fıkrası gereğince alıkonulan her türlü taşıt ve araç, en yakın gümrük idaresine veya gümrük idaresince izin verilen yerlere miktar, cins, marka, tip, model, seri numarası gibi eşyanın ayırıcı özelliklerini gösterir bir tutanakla teslim edilir. (3) Eşyanın miktar bakımından fazla olması veya saklanması özel tesis ve tertibatı gerektirmesi halinde, eşya, özelliklerine göre doğrudan ilgili idarelere, bunun mümkün olmaması halinde İçişleri Bakanlığı, Gümrük Müsteşarlığı ile Maliye Bakanlığı Tasfiye İşleri Döner Sermaye İşletmeleri Genel Müdürlüğünce belirlenecek usûl ve esaslara göre mahallin en büyük mülkî amirinin uygun göreceği bir yere konulur. (4) Bu Kanunla yürürlükten kaldırılan Kaçakçılıkla Mücadele Kanununun 35 inci maddesinin (g) bendi uyarınca Gümrük Müsteşarlığınca harcanmasını teminen emanet hesabında bulunan tutar, 11 inci maddede belirtilen amaçlar doğrultusunda kullanılmak üzere bir yandan bütçenin (B) işaretli cetveline gelir, diğer yandan Gümrük Müsteşarlığı bütçesinin ilgili tertiplerine ödenek olarak kaydedilir. (5) 31/12/2011 tarihine kadar, bu Kanunun 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde sayılan durumlar dışında kalan kaçakçılık fiillerine ilişkin adlî ve idarî para cezalarının tahsilini müteakip yüzde ellisi; davaların izlenmesi, savunulması ve soruşturulması sırasında yapılan tahlil, ekspertiz işleri ile Gümrük Müsteşarlığınca kurulacak kriminal laboratuvar cihaz ve sarf malzemesinin temini ve 11 inci maddede belirtilen amaçlar doğrultusunda kullanılmak üzere bir yandan bütçenin (B) işaretli cetveline gelir, diğer yandan Gümrük Müsteşarlığı bütçesinin ilgili tertiplerine ödenek olarak kaydedilir. GEÇİCİ MADDE 4 – (1) Mülga Kaçakçılığın Men ve Takibine Dair Kanun ile bu Kanunla yürürlükten kaldırılan Kaçakçılıkla Mücadele Kanununa göre kaçak zannı ile elkonulan veya Gümrük Kanununa göre Devlete intikal ederek kamu kurum ve kuruluşları ile mahalli idarelerde muhafaza edilmekte olan akaryakıtlardan bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla tasfiyesi yapılmamış olanlar, bunları muhafaza eden kamu kurum ve kuruluşları ile mahalli idarelere bedelsiz tahsis edilmiş sayılır. Bu şekilde tahsis edilen akaryakıtlardan herhangi bir vergi ve resim alınmaz. (2) Kaçak zannı ile elkonulan akaryakıtlardan yargılama sonucunda mahkemesince, sahibine iadesine karar verilenlerin bedeli, Hazineden karşılanır. Yürürlük MADDE 26 – (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer. Yürütme MADDE 27 – (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür. 30/3/2007
Ceza Hukuku
By Av. Mustafa Kemal Batur / 16 Kasım 2017

Tutuklama Kararına İtiraz ve Nasıl Yapılacağı

Tutuklamaya itiraz nasıl yapılır ve Tutuklama Kararı

Tutuklama kararı verilebilmesi için için kuvvetli suç şüphesini gösteren somut deliller ve Ceza Muhakemesi Kanununda belirtilen tutuklama nedenlerinin varlığı şarttır. CMK’da yer alan tutuklama nedenlerinin varlığı kişinin kaçma ihtimali, delilleri yok etme ihtimali, saklanma ihtimali, tanık ve mağdur üstünde baskı yapma ihtimali, delilleri değiştirme ihtimali gibi nedenlerdir. Diğer yandan tutuklama bir zorunluluk değil ve son yol olmalıdır. Tutuklama kişinin özgürlüğünü kısıtlayacağından başvurulması özelliklede deliller ve şüphe somut değil ise büyük sorunlar yaratacaktır. Bu nedenle de tutuklama zorunluluk değil ihtiyaridir.  

Tutuklama Kararını Kim Verir?

Soruşturma devam ederken ilgili savcının Sulh Ceza Hakimliğine tutuklama talebini iletmesiyle süreç başlar. Sulh Ceza Hakimliği sevk edilen dosyayı inceledikten sonra tutuklamaya yer olduğu veya olmadığı yönünde kararını açıklar. Cumhuriyet Savcılığından tutuklama talebi olmadan Sulh Ceza Hakimliği resen karar veremez. Kovuşturma aşamasında ise hakimlik kendiliğinden tutuklama kararı verebilir. Ancak savcının görüşünü alması usulen gerekmektedir.  

Tutuklama Kararına İtiraz

Tutuklama kararı verildiğinden itibaren   gün içinde itiraz yoluna gidilebilir. Tutuklama kararına itiraz için kararı veren mahkemeye verilecek bir dilekçeyle veya zabıt katibine beyanda bulunularak yapılır. Bir diğer konu ise tutuklama kararına karşı yapılan itiraz tutukluluğu durdurmayacaktır. Tutuklu olan kişi itirazını yaptıktan sonra tutuklu bulunmaya devam edecek ve verilecek karara göre tutuklanma kararı kaldırılacak veya devam edecektir. Bu durumda eğer ki tutuklanma kararı kaldırılır ise kişi salıverilecektir. Eğer ki tutuklanma kararına itiraz yerinde görülmez ve tutuklanma kararı kaldırılmaz ise kişi tutuklu olarak kalmaya devam edecektir. Tutukluluğun ertelenmesi de bu durumlarda mümkün değildir.

Tutuklamaya dair görüş

Sonuç olarak bu kararın ihtiyarı ve en son yol olduğu bilinmelidir. Aksi durumda doğacak mağduriyetler ve kararan hayatlara sebep olunacaktır. Bir kişinin özgürlüğünün kısıtlanması o kişinin en önemli hakkını elinden almaktır. Bu nedenlerle de kuvvetli suç şüphesinin yanında diğer maddeler kesin olarak yok ise mümkün olduğunca tutuklama kararı verilmemesi gerektiği durumlarda adli kontrol uygulanmasının tüm hukukçuların ortak görüşü olması gerektiği düşüncesindeyiz.     Tutuklanma hakkında bize ulaşabilirsiniz.   CMK. MADDE 100 5271 S.lı Ceza Muhakemesi Kanunu MADDE 100 İKİNCİ BÖLÜM: TUTUKLAMA TUTUKLAMA NEDENLERİ Madde 100 – (1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez.(1) (2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir: a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa. b) Şüpheli veya sanığın davranışları; 1. Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, 2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma, Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa. (3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir: a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan; (2) 1. Soykırım ve insanlığa karşı suçlar (madde 76, 77, 78), 2. Kasten öldürme (madde 81, 82, 83), 3.(Ek: 6/12/2006 – 5560/17 md.) Silahla işlenmiş kasten yaralama (madde 86, fıkra 3, bent e) ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama (madde 87), 4. İşkence (madde 94, 95) 5. Cinsel saldırı (birinci fıkra hariç, madde 102), 6. Çocukların cinsel istismarı (madde 103), 7.(Ek: 6/12/2006 – 5560/17 md.) Hırsızlık (madde 141, 142) ve yağma (madde 148, 149), 8. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188), 9. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (iki, yedi ve sekizinci fıkralar hariç, madde 220), 10. Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar (madde 302, 303, 304, 307, 308), 11. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315), b) 10.7.1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan silah kaçakçılığı (madde 12) suçları. c) 18.6.1999 tarihli ve 4389 sayılı Bankalar Kanununun 22 nci maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkralarında tanımlanan zimmet suçu. d) 10.7.2003 tarihli ve 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda tanımlanan ve hapis cezasını gerektiren suçlar.   e) 21.7.1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 68 ve 74 üncü maddelerinde tanımlanan suçlar. f) 31.8.1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununun 110 uncu maddesinin dört ve beşinci fıkralarında tanımlanan kasten orman yakma suçları. g) (Ek: 27/3/2015-6638/14 md.) 6/10/1983 tarihli ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununun 33 üncü maddesinde sayılan suçlar. h) (Ek: 27/3/2015-6638/14 md.) 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 7 nci maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen suçlar. (4) (Değişik: 2/7/2012-6352/96 md.) Sadece adlî para cezasını gerektiren suçlarda veya vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenenler hariç olmak üzere hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez. (1) Tutuklama kararı Madde 101 – (1) Soruşturma evresinde şüphelinin tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir. Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir. (2) (Değişik: 2/7/2012-6352/97 md.) Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda; a) Kuvvetli suçşüphesini, b) Tutuklama nedenlerinin varlığını, c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu, gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir. Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği yazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir. (3) Tutuklama istenildiğinde, şüpheli veya sanık, kendisinin seçeceği veya baro tarafından görevlendirilecek bir müdafiin yardımından yararlanır. (4) Tutuklama kararı verilmezse, şüpheli veya sanık derhâl serbest bırakılır. (5) Bu madde ile 100 üncü madde gereğince verilen kararlara itiraz edilebilir.
Ceza Hukuku
By Av. Mustafa Kemal Batur / 01 Kasım 2017

Kullanmak İçin Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Satın alma, Kabul Etme ve Bulundurma Suçu

Kullanmak İçin Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Satın alma, Kabul Etme ve Bulundurma Suçu, uyuşturucu ve uyarıcı madde kullanımı, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de yükselme trendi göstermektedir. Halkın tüm kesimlerinde uyuşturucu ve uyarıcı maddelerin kullanıldığı bilinmektedir ancak kullanılan maddeler, kullanan kişinin maddi yeterliliğine göre şekillenmektedir. Uyuşturucu ve uyarıcı maddelerin kullanımına sosyolojik ve psikolojik birçok sebep gösterilebilir, ayrıca maddeye ulaşımın kolaylığı ve ekonomik sebepler de uyuşturucu ve uyarıcı madde kullanımının sebepleri arasındadır.

Suçun oluşması

Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alma, kabul etme veya bulundurma suçunun oluşması için bu maddelerin satın alınması yahut ücretsiz olarak kabul edilmesi gerekmektedir. Kişisel kullanım sınırını aşmamak kaydıyla üzerinde uyuşturucu ya da uyarıcı madde bulunan ya da bu maddeleri satın alırken yahut kabul ederken yakalanan fail, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alma kabul etme veya bulundurma suçunu işlemiş kabul edilir ve bu suç bazı müeyyidelere bağlanmıştır. Kişisel kullanım sınırı olarak Yargıtay başka bir yan delil bulunmaması halinde, esrar için “günde 3 kere 1-1,5 gram”, eroin için “günlük 60 miligram” gibi sınırlar belirlemiştir. Bu sınırların aşılması halinde; suç, kullanım amacıyla buldurma olarak kabul edilmez. Bu durumda TCK’nın 188. Maddesinde belirtilen “Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti” suçu işlenmiş olur ve bu suç, kullanma ve bulundurma suçundan daha ağır müeyyidelere bağlanmıştır. Ceza Hukuku’nun temeli, esasında suçluyu cezalandırmak ve sosyal hayattan uzaklaştırmak, kişiyi izole etmekten ziyade suçlunun ıslah edilmesine yöneliktir. Bu sebeple idare, uyuşturucu madde kullanan, bulunduran ya da kabul eden bir kişiyi cezalandırma yoluna gitmeden önce ıslah etmeye yönelik enstrümanları kullanmaya gayret eder. Bu suçta ise karşımıza “denetimli serbestlik” çıkmaktadır.

Cezası nedir?

Kullanmak için uyuşturucu madde satın alan, kabul eden veya bulunduran ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan bir kişi TCK’nın 191. Maddesi uyarınca iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. Ancak, aynı kanun maddesi bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verileceğini de söylemektedir. Bu durumda şüpheli, erteleme süresi boyunca kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getirmek zorundadır. Bu yükümlülükleri yerine getirmemesi halinde bazı müeyyidelerle karşı karşıya kalacaktır. Bu erteleme süresi içerisinde şüpheli üzerinde, asgari 1 yıl süreyle denetimli serbestlik hükümleri uygulanır. Bu süre, savcının gerekli görmesi durumunda üçer aylık periyotlarla azami 1 yıl daha uzatılabilir. Hakkında denetimli serbestlik tedbiri uygulanan kişi, gerekli görüldüğü takdirde bu süre içerisinde tedaviye tabi tutulabilir. Kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmayan, tekraren uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan, kullanmak için satın alan yahut kabul eden veya uyuşturucu veya uyarıcı madde bulunduran denetimli serbestlik tedbiri altındaki kişiler hakkında kamu davası açılır. Bu dava, kişinin kendine yüklenen yükümlülükleri ve kendinden beklenen sorumlulukları ihlal etmesi üzerine açılır ve ayrıca bir soruşturma ya da kovuşturmaya konu edilmez. Eğer erteleme süresi zarfında şüpheli, kendisine yüklenen yükümlülüklerine aykırı davranmaz ve yasakları ihlal etmezse, hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilir. Tüm bunların yanında kanun koyucu, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak yada uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak suçunun, okul, yurt, hastane, kışla veya ibadethane gibi tedavi, eğitim, askeri ve sosyal amaçla toplu bulunan bina ve tesisler ile bunların varsa çevre duvarı, tel örgü veya benzeri engel veya işaretlerle belirlenen sınırlarına iki yüz metreden yakın mesafe içindeki umumi veya umuma açık yerlerde işlenmesi halinde verilecek cezanın yarı oranında arttırılacağına hükmetmiştir. Yani, bu durumda kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak yada uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak suçunun cezası, üç yıldan yedi buçuk yıla kadar hapis cezası olarak değerlendirilmelidir. Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak yada uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak suçu, etkin pişmanlık kapsamında değerlendirilebilir. Bu durumda kişinin, suçu resmi makamlar tarafından haber alınmadan önce bu maddeyi kimden, nerede ve ne zaman temin ettiğini ilgili merciiye haber vererek suçluların yakalanmasını, uyarıcı ve uyuşturucu maddelerin ele geçirilmesini kolaylaştırırsa, hakkında cezaya hükmolunmaz. Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak yada uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak suçu, yetkili makamlar tarafından haber alındıktan sonra gönüllü olarak, suçun meydana çıkmasına ve fail veya diğer suç ortaklarının yakalanmasına hizmet ve yardım eden kişi hakkında verilecek ceza, yardımın niteliğine göre dörtte birden yarısına kadar indirilir. Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmaktan dolayı soruşturma başlatılmadan önce resmi makamlara başvurup tedavi ettirilmesini isterse, cezaya hükmolunmaz. Ezcümle, kanun koyucu uyuşturucu madde kullanan yahut bulunduran kişiler hakkında, kişileri ıslah etmek ve kötü alışkanlıklarından vazgeçirmek için etkin ve sistemli bir şekilde izlenecek yolları TCK’da belirtmiştir. Kişileri cezalandırmak ise son safhada ele alınmış, kötü alışkanlıklarından kurtulma eğilimi göstermeyen kişiler hakkında cezaya hükmolunacağı belirtilmiştir.   Bu ceza hakkında bize ulaşabilirsiniz.   Gizem Bölükbaşı  
İdari Yargı
By Av. Mustafa Kemal Batur / 27 Ekim 2017

POMEM Sağlık Şartları Nedeniyle Eleme, idari dava ve yürütme durdurma

Pomem Sağlık şartları nedeniyle elenme ve yürütme durdurma ardından gelen işlemin iptali kararı.     T.C. ANKARA xx İDARE MAHKEMESİ ESAS NO           : 2017/xxx KARAR NO      : 2017/xxx       DAVACI                              : xxxx VEKİLİ                               :  Av. Mustafa Kemal BATUR   İtower Plaza. Akar Cad. No:3/58 Kat:8 Bomonti Şişli/İSTANBUL   DAVALI                               : Emniyet Genel Müdürlüğü /ANKARA VEKİLİ                             :   DAVANIN ÖZETİ              : xxx Polis Meslek Eğitim Merkezi Müdürlüğü'ne geçici kaydı yapılan davacının, Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği'nin EK-3-V-A maddesinde yer alan sağlık şartlarını taşımadığından bahisle Merkezle ilişiğinin kesilmesine ilişkin işlemin; hukuka aykırı olduğu, POMEM öğrencisi olmasına engel bir halinin bulunmadığı ileri sürülerek iptali istenilmektedir.   SAVUNMANIN ÖZETİ     : İlgili Yönetmelikte öngörülen özel şartları taşımadığı sağlık kurulu raporlarıyla tespit edilen davacının, geçici kayıtlı bulunduğu xxx Polis Meslek Eğitim Merkezi'nden ilişiğinin kesilmesine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.   TÜRK MİLLETİ ADINA   Karar veren Ankara xx. İdare Mahkemesi'nce dava dosyası incelenerek işin gereği görüşüldü: Dava; xxx Polis Meslek Eğitim Merkezi Müdürlüğü'ne geçici kaydı yapılan davacının, Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği'nin EK-3-V-A maddesinde yer alan sağlık şartlarını taşımadığından bahisle Merkezle ilişiğinin kesilmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılmıştır. 06.06.2015 tarih ve 29378 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Polis Meslek Eğitim Merkezleri Giriş Yönetmeliği’nin, "Geçici Kayıt" başlıklı 17. maddesinde; "(1)...Geçici kayıtları yapılan adayların sağlık kurulu raporları incelenmek üzere Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığına gönderilir. İlgili daire başkanlığı inceleme sonucuna göre raporunda eksiklik görülen adayların eksikliklerini tamamlatır. Gerekirse öğrenciyi yeniden muayene edebilir veya ettirebilir. Sağlık Yönetmeliğine göre POMEM öğrencisi olup olamayacağına ilişkin karar verir ve bu kararı, gereği yapılmak üzere Başkanlığa bildirir. (2) Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığınca “Polis Meslek Eğitim Merkezi Öğrenci Adayı Olamaz” kararı verilen adayların ilişikleri, Başkanlık onayı ile kesilir ve POMEM ’lere gereği yapılmak üzere bildirilir." kurallarına yer verilmiştir. Öte yandan, 04.08.2003 tarih ve 25189 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği’nin, "Polis Meslek Yüksek Okulu ve Polis Meslek Eğitim Merkezine alınacak öğrencilerde aranacak sağlık şartları" başlıklı 9. maddesinde, "Polis Meslek Yüksek Okulu ve Polis Meslek Eğitim Merkezine alınacak öğrencilerde aşağıda belirtilen sağlık şartları aranır: Polis Meslek Yüksek Okuluna ve Polis Meslek Eğitim Merkezine alınacak öğrenci adaylarında, EK-3’de belirtilen hastalık branşlarının sınıflandırılmasındaki A dilimi sağlık şartları aranır. Polis Meslek Yüksek Okulu ve Polis Meslek Eğitim Merkezi Müdürlüğünce aday öğrencilere sağlık kurulu raporları okulun/eğitim merkezinin denetim ve gözetiminde tam teşekküllü hastanelerden aldırılır ve 10 uncu madde hükümlerine göre işlem yapılır." kuralı; Yönetmeliğin Hastalık Branşlarının Sınıflandırıldığı Ek:3 maddesinin Ürogenital Sistem ve Kadın Hastalıkları ile ilgili V-A maddesinde, "A) Mevcut haliyle organ ve sistem fonksiyonlarını bozmayan progresyon göstermeyen, tıbbi tedavi ihtiyacı olmayan olgular öğrenciliğe kabul edilir. Bu sistemlere ait konjenital anomali, kronik ve ilerleyici hastalığı bulunmayacaktır ve herhangi bir operasyon geçirmiş olmayacaktır. Gebelik hali öğrenciliğe engeldir. Ayrıca:...4) İç salgı bozukluğu yapmamış ve kişinin cinsiyet niteliklerini bozmamış organ kaybı ile sonuçlanmayan üriner, (her türlü üriner sistemdeki taş ameliyatları hariç) ve genital sistem operasyonları geçirmiş olanlar (organ fonksiyonları tam ve sağlam olmak kaydıyla) öğrenciliğe kabul edilirler."düzenlemesi yeralmıştır. Dava dosyasının incelenmesinden; davacının, xxx Polis Meslek Eğitim Merkezine geçici kaydının yapıldığı, Polis Meslek Eğitim Merkezleri Giriş Yönetmeliği’nin 17.maddesi gereği sağlık kurulu raporu almak üzere sevk edildiği xxx Devlet Hastanesi Sağlık Kurulunca düzenlenen xxx tarih ve xxx sayılı raporda; Üroloji hanesinde,"Taş öyküsü var" teşhisi konularak Karar hanesinde " Sağlam. POMEM öğrencisi olur" kanaatinin bildirildiği, anılan rapor üzerine davacının taş öyküsü(+) ve nefrolitiazis ? (varsa ameliyat notları ile birlikte) yönünden sevk edildiği Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesince düzenlenen xxx tarih ve xxx sayılı raporda, davacıya Tanı hanesinde "Böbrek Taşı" tanısı konularak "Kişinin çekilen ct'inde sağ böbrek midpolde milimetrik kristaloid tarzda kalsifikasyonu mevcuttur. Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliğinin 3V-B-2 maddesine uymaktadır.kişi mevcut maddeye göre Polis Okulu Meslek Eğitim Merkezi öğrencisi olamaz" kanaatinin bildirildiği, bu rapor üzerine raporu iade edilen xxxx Devlet Hastanesi'nce düzenlenen xxx tarih ve xxx sayılı sağlık kurulu raporunda; karar hanesinde xxx tarihinde "Hakem hastane Kararına binaen POMEM öğrencisi olamaz" kanaatinin yazıldığı, anılan raporlar üzerine Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı'nca, davacı hakkında mevcut sağlık durumunun Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği’nin Ek-3-V-A maddesine uymadığından Polis Meslek Eğitim Merkezi öğrencisi olamayacağına karar verildiği, xxx olur tarihli dava konusu işlemle de davacının Merkezle ilişiğinin kesildiği anlaşılmaktadır. Davacının, Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliğinin Ek-3-V-A maddesinde yer alan sağlık şartlarını taşıyıp taşımadığının tespiti amacıyla Mahkememizin xxx tarihli ara kararı üzerine sevkedildiği xxx Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesince düzenlenen xxx tarih ve xxx sayılı raporda; davacıda üriner sistem taş hastalığına rastlanmadığı, Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği Ek-3-V-A maddesi uyarınca Polis Meslek Eğitim Merkezi öğrencisi olabileceği yönünde görüş belirtildiği görülmektedir. Bu durumda; geçici kaydı yapılıp hazırlık eğitimine tabi tutulduğu aşamada aldırılan sağlık kurulu raporları incelenip, POMEM öğrencisi olamayacağına karar verilen davacının, Mahkememizce sevk edildiği Hastaneden aldırılan rapor ile Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliğinin Ek-3-V-A maddesinde belirtilen sağlık koşulunu taşıdığı, dolayısıyla Polis Meslek Eğitim Merkezi öğrencisi olmasını engelleyen bir durumu bulunmadığı anlaşıldığından, geçici olarak kaydedildiği xxx Polis Meslek Eğitim Merkezi ile ilişiğinin kesilmesine ilişkin işlemde hukuka uygunluk bulunmamaktadır.   Açıklanan nedenlerle; dava konusu işlemin iptaline, aşağıda dökümü yapılan xxx-TL yargılama gideri ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen xxx-TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, artan posta ücretinin kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 gün içerisinde Ankara Bölge İdare Mahkemesi'ne istinaf yolu açık olmak üzere, xxx tarihinde oybirliğiyle karar verildi.     Pomem sağlık şartları hakkında bize ulaşabilirsiniz.    
Ceza Hukuku
By Av. Mustafa Kemal Batur / 23 Ekim 2017

İllegal Bahis ve Bahis Şirketlerinin Para Nakline Aracılık Etmek

Ülkemizde Spor Toto Teşkilat Başkanlığı 7258 numaralı kanunla birlikte kurulmuş ve illegal bahis, sanal bahis ve kumarı engellemek, yasal zeminde oynanmasını sağlamak adına faaliyetlerini sürdürmektedir. Teşkilat yurt içinde ve yurt dışında spor müsabakaları üzerine sabit ihtimalli ve müşterek bahis oyunlarını oynatmak üzere, Gençlik ve Spor Bakanlığına bağlı olarak faaliyet göstermektedir. Bu kanunun 2. Maddesinde belirtildiği üzere, Teşkilat Başkanlığı yetkisini bizzat kullanabileceği gibi, kısmen veya tamamen özel hukuk tüzel kişisine devredebilir. Bu bakımdan, ülkemizde bulunan 6 adet internet sitesiyle iddaa, spor toto gibi oyunların oynatılması üzerine yetki paylaşılmıştır. Bu siteler; Nesine, Misli, Oley, Tuttur, Bilyoner ve Birebin’dir.   Gerek iddia oranlarının dünya standartlarına göre oldukça düşük olması gerekse de anlık bahis yapılmasına olanak sağlayan “canlı bahis” imkanının tanınmaması sebebiyle, vatandaşlarımız yurtdışı merkezli bahis sitelerine yönelmektedir. Ancak, kanunda öngörülmüş kurum ve izne tabii siteler dışında oynanan bu bahisler, “kumar oynama” suçunu teşkil etmektedirler. Türk Ceza Kanunu’nun “Kumar Oynanması İçin Yer ve İmkan Sağlama” başlıklı 228. Maddesinin 4. Fıkrasında kumar, “kazanç amacıyla icra edilen ve kar ve zararın talihe bağlı olduğu oyunlar” olarak tanımlanmıştır. Bu bakımdan, kanunun kıyasen illegal bahis sitelerinde oynanan oyunlara uygulanabileceği açıkça görülmektedir.

Kabahatler Kanunu’nun 34. Maddesi

kumar oynayanlara verilecek cezanın 100 TL olacağını belirtmiş olsa da, 2013 yılında 6495 sayılı kanun ile değiştirilen 7258 sayılı Futbol ve Diğer Spor Müsabakalarında Bahis ve Şans Oyunları Düzenlenmesi Hakkında Kanun’un 5. Maddesine göre “Spor müsabakalarına dayalı sabit ihtimalli veya müşterek bahis veya şans oyunlarını oynayanlar mahallin en büyük mülki idare amiri tarafından beş bin liradan yirmi bin liraya kadar idari para cezası ile cezalandırılır.” Bu maddeye göre, kaçak iddaa yani illegal siteler üzerinden oynanan bahis oyunlarına verilecek cezanın beş bin liradan yirmi bin liraya kadar idari para cezası olacağı öngörülmektedir.

Bunun yanında bahis oynatma suçu daha ağır müeyyidelere bağlanmıştır.

Yine 7258 sayılı kanunun 5. Maddesine göre, illegal yollarla bahis oynatanlara ya da oynanmasına yer ve imkan sağlayanlara üç yıldan beş yıla kadar hapis ve on bin güne kadar adli para cezası verilmesi öngörülmüştür. Bunun yanında yurt dışında oynanan spor müsabakalarına Türkiye’den erişim sağlanması suretiyle oynanmasına imkan sağlayan kişilerin, dört yıldan altı yıla kadar hapis cezasına çarptırılabileceği öngörülmüştür. Ayrıca, illegal bahis oynatıldığı tespit edilen iş yerlerinin, mahallin en büyük idari amiri tarafından ihtarda bulunmaksızın üç ay süreyle mühürlenerek kapatılacağı da bu maddede belirtilmiştir. Bu bahis sitelerinde para nakline aracılık eden kişiler, yani banka hesap ve kimlik bilgilerinin bu bahis siteleri üzerinden para nakli yapılması amacıyla banka hesaplarını kullanılmasına izin veren kişiler, üç yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılabilirler. Bu işlemler aylık belli bir maaş üzerinden veya yatan para oranı üzerinden gelir paylaşılması yoluyla yapılmaktadır. Bu işleme aracılık eden kişiler cep bank veya banka hesaplarına yatan paraları nakit olarak çekip belirli hesaplara tekrar yatırma veya elden belirli kişilerde toplanmasını sağlamaktadırlar. Toplanan paraların boyutu çok büyük rakamlar olup Türkiye halen bu paraların nerelere nasıl gittiğini tespit edip engellemeye çalışmaktadır. Yapılan yeni düzenlemeler ile de bu paralara komisyonca el koyma yetkisi verilmiştir. Tüm bunların yanında, kişisel bilgilerin illegal sitelerle paylaşılması oldukça büyük bir tehlike yaratmaktadır. Bu sitelerin, bu bilgileri hangi yollarla ve ne için kullanacağı bilinmemektedir. Ayrıca, Türk Borçlar Kanunu’nun 604. Maddesi’nde belirtildiği gibi, “Kumar ve bahisten doğan alacak hakkında dava açılamaz ve takip yapılamaz.” Yani, bu illegal bahis şirketleri, kazanılan parayı bahis oynayana ödemezse, bunun takibatı yapılamayacak ve konuyla alakalı dava açılamayacaktır. Ezcümle, Spor Toto Teşkilatı’nın iznine tabii siteler üzerinden oynandığı müddetçe sanal bahis oynamak suç teşkil etmez. Ancak, illegal yollar kullanılarak kurulan sanal bahis sitelerinde hem bahis oynatmak hem bahis oynamak suçtur. İllegal bahis sitelerinde bahis oynamasanız bile, sitenin para transfer etmesi için banka hesap bilgilerinizi kullanmasına izin vermeniz ve bu para transferlerinde isminizin ve banka hesap bilgilerinizin görünmesi ülkemiz yasalarına göre suç olarak öngörülmektedir ve açılacak davalarda yargılanmanız muhtemeldir.   Stj. Gizem Bölükbaşı   İllegal bahis, sanal bahis ve cezaları hakkında bize ulaşabilirsiniz.
Avukatlık
By Av. Mustafa Kemal Batur / 20 Ekim 2017

En iyi hukuk ofisleri ve en iyi hukuk büroları

Ülkemizde ve Dünyada avukata ve dolayısıyla bir hukuk ofisine ihtiyacı olan her insan daima en iyi avukat ve en iyi hukuk ofisleri veya en iyi hukuk büroları ile çalışmak ister. İhtilafların çözümünde daima en iyi olan avukat mı, yoksa işine en çok değer veren avukat mı çözüm bulur bu konu üzerine konuşulması gerekmektedir. Burada belirtmemiz gereken en önemli konu avukatların ve hukuk ofislerinin hangi alanda iyi hukuk bürosu veya iyi hukuk ofisi olduklarıdır. Bir diğer konu ise hangi alanda en iyi hukuk bürosu veya hangi alanda en iyi hukuk ofisi size tam anlamıyla çözüm sunacaktır? Ceza hukuku mu, ticaret hukuku mu, aile hukuku mu, idare hukuku mu, şirketler hukuku mu? hukukta onlarca alan ve yüzlerce alt dal vardır. Hukuk çok geniş bir kavramdır, bu nedenle sayısız dalı olan bu alanda en iyisini bulma amacı ile yola çıkıldığında mutlaka hangi alanda en iyiye ulaşmak istenildiği belirlenmelidir. Aksi halde çok farklı bir alanda en iyi hukuk ofisine ulaşabilirsiniz ancak çalışma alanı nedeniyle size hizmet edemeyebilir. Bu nedenle en iyi hukuk bürosunu bulmak için aslında size en iyi hizmeti verecek en iyi hukuk bürolarına ulaşmaya çalışmalısınız. En iyi hukuk büroları alanında en iyi olan hukuk büroları olacaktır ve size de alanlarında daima en iyi hizmeti sağlayacak en iyi avukatlar ile çalışmanızı sağlayacaktır. Hukuk ofislerinde sizlere danışmanlık, hukuki çözüm ve uyuşmazlıklara dair net bilgiler sunulur. Hukuki anlamda yaşadığınız her durum için olduğu gibi hukuki bir uyuşmazlık yaşama durumunuz var ise önceden öngörerek bu duruma dair hızlıca çözüm bulunması içinde hukuk büroları sizin için seçenekler yaratacaktır. Bu aşamalarda daima en iyi hukuk ofisleri ile çalışmak isteneceğinden yazımızda da bahsettiğimiz üzere alanında sizin için en iyi olan ve en iyi şekilde iletişim kurduğunuz, aradığınızda ulaşabildiğiniz, sorunuza en açıklığıyla cevap veren, sonuç olarak sizin için en iyi avukat ve en iyi hukuk ofisini tercih ediniz.   Hakkımızda - İletişim  
1 12 13 14 15 16 24