Batur & BölükbaşıAvukat Şirketi

Taksirle Yaralama Suçu ve Cezası

Taksirle yaralama suçu Türk Ceza Kanununda yer alan bir suç türüdür. Ülkemizde cezalandırma yapılmakta ancak kimi zaman suçun/durumun ağırlığına göre ceza verilmeyebilmektedir.

Taksirle yaralama,

istenmeyen bir şekilde bir başkasının veya başkalarının yaralanmasına sebep olmaktır. Burada kasttan ayrılan en önemli unsur yaralama isteği olmamasıdır. Yapılan eylem sonucunda başkasının yaralanacağını öngörememek, düşünememektir.

Günümüzde trafik kazalarında sıklıkla rastlanan bir durumdur.

Yolda kurallara uygun olarak giderken bir anda önünüze atlayan bir yayaya çarpmanız durumunda kişi yara aldıysa bu durumda taksirle yaralama suçunu işlediniz demektir. Siz kişinin yaralanmasını istemediniz ancak kişi yaralandı. İstemeyerek yapmış olsanız da kişi yara aldığı için Türk Ceza Kanununa göre cezalandırılabilirsiniz demektir. Burada cezanın ağırlığını belirleyen önemli bir unsur vardır. Siz yaptığınız eylem sonucunda kişinin yaralanabileceğini biliyor ancak yaralanmayacağını düşünerek hareket ediyorsanız bilinçli taksirdir. Ancak eyleminizde hiç kimsenin yaralanacağını düşünmüyor ve uygun davranışlarda bulunuyorsanız burada taksir vardır.

Ceza yasalarımız taksiri bir suç olarak öngörmüştür.

üç aydan bir yıla kadar hapis cezası öngörmüştür. Ancak organ kaybı gibi, iz kalma gibi riskli durumlarda ise ceza oranı artırılmaktadır. Aynı şekilde yaralanan kişi sayısı birden fazla ise cezada altı aydan üç yıla kadar hapis cezası öngörülmektedir. Taksirle yaralamada en iyi ceza avukatı savunacaktır. Taksirle yaralama suçu şikayete bağlıdır, bilinçli taksirle yaralama suçunda ise şikayet aranmaz ve yarılama işlemi kendiliğinden başlar.

Av. Mustafa Kemal Batur

 

Taksirle yaralama
(1) Taksirle başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, üç aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.

(2) Taksirle yaralama fiili, mağdurun;

a) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına,

b) Vücudunda kemik kırılmasına,

c) Konuşmasında sürekli zorluğa,

d) Yüzünde sabit ize,

e) Yaşamını tehlikeye sokan bir duruma,

f) Gebe bir kadının çocuğunun vaktinden önce doğmasına,

Neden olmuşsa, birinci fıkraya göre belirlenen ceza, yarısı oranında artırılır.

(3) Taksirle yaralama fiili, mağdurun;

a) İyileşmesi olanağı bulunmayan bir hastalığa veya bitkisel hayata girmesine,

b) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin yitirilmesine,

c) Konuşma ya da çocuk yapma yeteneklerinin kaybolmasına,

d) Yüzünün sürekli değişikliğine,

e) Gebe bir kadının çocuğunun düşmesine,

Neden olmuşsa, birinci fıkraya göre belirlenen ceza, bir kat artırılır.

(4) Fiilin birden fazla kişinin yaralanmasına neden olması halinde, altı aydan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(5) (Değişik: 6/12/2006 – 5560/5 md.) Taksirle yaralama suçunun soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır. Ancak, birinci fıkra kapsamına giren yaralama hariç, suçun bilinçli taksirle işlenmesi işlenmesi halinde şikayet aranmaz.

 

 

T.C. YARGITAY 12. CEZA DAİRESİ

E. 2012/6709  K. 2012/5105  T. 23.2.2012

TAKSİRLE YARALAMA ( Sanığın 101 Promil Alkollü Olarak Araç Kullandığı – Bir Kişinin Nitelikli Şekilde Yaralanmasına Neden Olmak Şeklinde Gelişen Eyleminde Bilinçli Taksir Koşullarının Oluştuğu )

BİLİNÇLİ TAKSİR ( Sanığın 101 Promil Alkollü Olarak Araç Kullandığı – Bir Kişinin Nitelikli Şekilde Yaralanmasına Neden Olmak Şeklinde Gelişen Eyleminde Bilinçli Taksir Koşullarının Oluştuğu )

• SEÇENEK OLARAK BELİRLENEN CEZA ( Hapis Cezası İle Adli Para Cezasının Seçenek Olarak Öngörüldüğü Hallerde Hapis Cezasına Hükmedilmişse Cezanın Adli Para Cezasına Çevrilmeyeceği – Taksirle Yaralama )

ALKOLLÜ ARAÇ KULLANMA ( Sanığın 101 Promil Alkollü Olarak Araç Kullandığı – Hapis Cezası İle Adli Para Cezasının Seçenek Olarak Öngörüldüğü Hallerde Hapis Cezasına Hükmedilmişse Cezanın Adli Para Cezasına Çevrilmeyeceği )

5237/m.22,50, 89

ÖZET : Taksirle yaralama suçunda; kaza sırasında 101 promil alkollü olarak araç kullanan sanığın, yönetimindeki otomobili ile karıştığı kaza sonucunda bir kişinin nitelikli şekilde yaralanmasına neden olmak şeklinde gelişen eyleminde bilinçli taksir koşullarının oluştuğunun gözetilmemesi;

Suç tanımında hapis cezası ile adli para cezasının seçenek olarak öngörüldüğü hallerde, hapis cezasına hükmedilmişse; bu ceza artık adli para cezasına çevrilmez. sanığa verilen hapis cezasının kanuna aykırı olarak adli para cezasına çevrilmiş olması aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedenleri sayılmamıştır.

DAVA : Taksirle yaralama suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR : Dosya içeriğine göre, kaza sırasında 101 promil alkollü olarak araç kullanan sanığın, yönetimindeki otomobili ile karıştığı kaza sonucunda bir kişinin nitelikli şekilde yaralanmasına neden olmak şeklinde gelişen eyleminde bilinçli taksir koşullarının oluştuğunun gözetilmemesi; ayrıca 5237 sayılı TCK’nın 50/2. maddesinde yer alan, “suç tanımında hapis cezası ile adli para cezasının seçenek olarak öngörüldüğü hallerde, hapis cezasına hükmedilmişse; bu ceza artık adli para cezasına çevrilmez.” düzenlemesine rağmen sanığa verilen hapis cezasının kanuna aykırı olarak adli para cezasına çevrilmiş olması aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedenleri sayılmamıştır.

SONUÇ : Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin sanığın kusuru olmadığına, kazaya katılanın eşinin neden olduğuna, erteleme yapılmadığına, katılanın tutumu nedeniyle uzlaşma sağlanamadığına ilişkin tüm temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün isteme uygun olarak ( ONANMASINA ), 23.02.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

 

 

 

T.C.

YARGITAY 12. CEZA DAİRESİ

E. 2012/3990

K. 2012/8937

T. 3.4.2012

TAKSİRLE YARALAMA ( Kararın Kesin Olması Nedeniyle Temyiz İsteminin Reddine Karar Verileceği )

• KESİNLİK SINIRI ( Kararın Kesin Olması Nedeniyle Temyiz İsteminin Reddine Karar Verileceği – Taksirle Yaralama )

• TEMYİZ BAŞVURUSU ( Kararın Kesin Olması Nedeniyle Temyiz İsteminin Reddine Karar Verileceği – Taksirle Yaralama )

5237/m.89

ÖZET : Taksirle yaralama suçunda; temyiz sınırı, katılan sanıklar hakkında hükmolunan para cezalarının miktarı ve hüküm tarihi itibariyle kararın kesin olması nedeniyle temyiz isteminin reddine dair verilen karar hukuka uygundur.

DAVA : Taksirle yaralama suçundan katılan sanıkların mahkumiyetlerine ilişkin hükümlerin katılan sanıklar müdafileri tarafından temyiz edilmesi üzerine, kararın kesin nitelikte olduğu belirtilerek katılan sanık H. Ö. müdafinin temyiz isteminin reddine dair verilen 05.03.2009; katılan sanık F. T. müdafinin temyiz isteminin reddine dair verilen 10.03.2009 tarihli ek kararlar temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR : Anayasa Mahkemesinin 07.10.2009 gün ve 27369 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanıp, yayımından itibaren bir yıl sonra 07.10.2010 tarihinde yürürlüğe giren, 23.07.2009 gün ve 2006/65 Esas, 2009/114 karar sayılı iptal hükmünün yürürlüğe girdiği tarihe kadar 5237 sayılı TCK’nın 50 ve 52. maddeleri ve 765 sayılı TCK hükümleri uyarınca doğrudan hükmedilip, başkaca hak mahrumiyeti içermeyen 2000 TL’ye kadar ( 2000 TL dahil ) adli para cezalarına ilişkin mahkumiyet hükümleri 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı Kanunun 305. maddesi gereğince kesin nitelikte olup, 07.10.2010 ila 6217 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 14.04.2011 tarihine kadar ise mahkumiyet hükümlerinin hiçbir istisna öngörülmeksizin temyizinin mümkün olduğu, 14.04.2011 ve sonrasında ise, doğrudan hükmedilen 3000 TL’ye kadar ( 3000 TL dahil ) para cezalarının 5320 sayılı Kanunun Geçici 2. maddesi uyarınca kesin nitelikte olduğu anlaşılmakla,

SONUÇ : 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi yollamasıyla halen yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 305. maddesindeki temyiz sınırı, katılan sanıklar hakkında hükmolunan para cezalarının miktarı ve hüküm tarihi itibariyle kararın kesin olması nedeniyle aynı Kanunun 315. maddesi uyarınca katılan sanık H. Ö. müdafinin temyiz isteminin reddine dair verilen 05.03.2009; katılan sanık F. T. müdafinin temyiz isteminin reddine dair verilen 10.03.2009 tarihli ek kararlar usul ve yasaya uygun bulunduğundan, katılan sanık müdafilerinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, redde ilişkin hükümlerin isteme uygun olarak ONANMASINA, 03.04.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.