Savunma Hakkı Nedir? 

Ceza yargılama ilkelerine göre, kişi suçluluğu kesin bir biçimde ispatlanana kadar masumdur. Bu 
sebeple, soruşturma süresi içerisinde “şüpheli”, kovuşturma süresi içerisinde ise “sanık” olarak 
adlandırılır ancak kovuşturmanın usulüne uygun ilerlemesi sonucunda suçluluğu kesin olarak 
kanıtlanmış kişi hükümlü sayılacaktır. 
 
Suçluluğu ispatlanana kadar herkesin masum olduğu düşüncesi masumiyet karinesi olarak 
adlandırılır. Buna göre, savcılar şüphelinin üzerine atılı suçu işlediğine dair yeterli delile ulaşması 
halinde iddianame hazırlayacak, iddianamenin hazırlanmasına kadar ise, hakimliklerden tutukluluk 
gibi kontrol tedbirlerinin alınmasını hakimlikten isteyebilecektir. Bununla birlikte, iddianamenin 
hazırlanması halinde bu iddianame ilgili ceza mahkemesine sunulacak ve kişinin suçluluğu kesin 
olarak kanıtlanana yahut kişi beraat edene kadar sürecektir (Elbette düşme, güvenlik tedbirleri gibi 
kararların da verilebileceği ihtimalini es geçmiyoruz.) Tüm bu süreç esasında kişi hak ve 
özgürlüklerine oldukça yakın temasta olması bakımından tehlikeli addedilebilecek bir sahadır. 
 
Bu sebeple, yargılama esnasında uyulması gereken ilkeler temel insan hakları ölçeğinde 
değerlendirilebileceği gibi net bir kanunla da çerçevelendirilmiştir. Ceza Muhakemesi Kanunu 
denilen bu kanunda, kişinin soruşturma yahut kovuşturma evresinde hakkında alınan kararların 
usulüne uygun olarak alınıp alınmadığı konusunda adeta bir denetçi olan ve savcılar ve hakimlerle 
birlikte yargının üç unsurundan biri olan avukatlara ihtiyaç bulunmaktadır. Oldukça hassas olan bu 
alanda “suçsuz kimsenin cezalandırılmaması” yahut “verilen kararların usulüne uygun olarak 
verilmesi” adına yargılama ve soruşturma esnasında avukatın varlığına ihtiyaç duyulmaktadır. 
 
Bazı suçlarda yahut mağdur/şüphelinin şahsi durumuna göre, avukat bulundurulması zorunlu haller 
bulunmaktadır. Bu durumlarda ise avukatsız yapılan işlemler hukuka aykırı olacaktır. Örneğin, 
kasten insan öldürme suçunu ele aldığımızda, bahse konu suçun alt sınırı beş yılın üzerindedir ve bu 
yüzden CMK m. 150/3’e göre, alt sınırı beş yılın üzerinde bir suçlamayla hakkında soruşturma 
yahut kovuşturma var olan bir şüpheli yahut sanığın avukatı bulunması zorunludur. Bu sebeple, 
eğer kendisinin bir avukatı varsa işlemler bu avukatla yürütülür yahut bulunduğu yerdeki baro 
tarafından kişiye bir avukat atanır. Bu avukat zorunlu müdafii olarak da adlandırılmaktadır. 
 
Nihayetinde, yukarıdaki örnekte kasten insan öldürme suçlamasıyla ifadesi alınan bir kişi var 
sayarsak ve bu kişinin ifadesinin yanında avukatının bulunmadığını var sayarsak, bu ifadenin 
hukuken bir geçerliliği bulunmamaktadır. Hatta kişi suçunu bu ifadede ikrar etse yani kabul etse  
dahi, bu ifade hukuken geçerli olmayacağı için kişi tarafından mahkemede kabul edilmemesi 
halinde bu ifade hükme esas alınamayacaktır yani kullanılamayacaktır. 
 
Busebeple,suçuherneolursaolsun,toplumsalhafızadanefretleyeretmişbirşüpheliyahutsanık
olsadahiavukatlatemsiledilmelivesavunmahakkınasaygıduyulmalıdır.Sağlıklı bir yargılamanın
sürebilmesi ancak buna bağlıdır.
Gizem Bölükbaşı